Rss feedTweeter buttonFacebook buttonTechnorati buttonReddit buttonMyspace buttonDelicious buttonWebonews buttonLinkedin button

En Yakın ve En Güvenilir Sırdaşınız. …:::"www.sanalpsikologum.com":::..

En Yakın ve En Güvenilir Sırdaşınız

Hızlı Araç Kullanmak Hastalık Belirtisi Mi?

Ocak 18th, 2010

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Tuğlu, ”DEHB olan kişiler riskli ve hızlı araç kullanmayı tercih ederler, çünkü onlarda kendi sürüş yeteneklerini diğer sürücülere oranla çok daha üstün ve sıra dışı görme eğilimi vardır” dedi.

Tuğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) okul, ev ve arkadaş çevresinde günlük yaşam faaliyetlerini etkileyecek düzeyde dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtü kontrolünde bozukluk ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu söyledi

DEHB olan kişilerin genelde hızlı ve riskli araç kullandıklarını anlatan Tuğlu, şunları söyledi:

”DEHB olan kişiler riskli ve hızlı araç kullanmayı severler, çünkü onlarda kendi sürüş yeteneklerini diğer sürücülere oranla çok daha üstün ve sıra dışı görme eğilimi vardır. Engellenme eşiği düşüklüğü, öfkesini denetleyememe, heyecan arama davranışı, dürtüsellik ile dikkat ve odaklanma sorunlarının varlığı, riskli taşıt kullanımıyla ilişkilendirilmektedir. Bu karakteristik özellikler DEHB olan kişilerde de sıklıkla vardır. DEHB, çocukluk çağında sıklıkla tanısı konulan, yıllar içinde belirtiler azalsa da ilk tanı alanların neredeyse yarısında genç erişkinlik ve hatta daha ileri yaşlarda bireyi etkilemeyi sürdüren bir rahatsızlıktır. Gerçekten de yapılan çalışmalarda DEHB’li kişilerde özellikle belirtileri sürdüğü sürece riskli taşıt kullanımının ve olumsuz sonuçlarının daha fazla olduğu saptanmıştır.”

Hızlı ve riskli araç kullanımının yaralanmalara ve ölümlere sebep olduğunu hatırlatan Tuğlu, özellikle DEHB olan erişkinlerin trafikte dikkatlerini sürdürebilme, kuralları, işaretleri izleyebilme konusunda ciddi sorunlar yaşadıklarını belirtti.

Tuğlu, DEHB’in tedavi edilmesi gereken önemli bir rahatsızlık olduğunu bildirdi.

Müziğin Bebek Gelişiminde Yararları

Ocak 18th, 2010

Bebekler müziği henüz anne karnındayken duyar ve alışırlar. Annelerinin karnındayken duydukları o sesler, onların aslında ilk ninnileri gibidir. Müziğin, bebeklerin gelişimlerine faydaları ise oldukça fazladır. Uzmanlar, müzik dinleyen bebeklerin, ileride yaşıtlarına göre sakin ve duygusal açıdan daha huzurlu olduklarını söylüyor. Psikolog Ercihan Karadağ da, bebek ve çocukların gelişiminde müziğin neden önemli olduğuyla ilgili bilgileri, Bebeğim ve Biz dergisiyle paylaştı ve anne-babalara önerilerde bulundu…

Müziğin bebek gelişimine yararları

Bebekler dünyaya beyinlerindeki milyarlarca hücreyle gelirler ve yaşamın ilk yıllarında bu beyin hücreleri, birbirleriyle bağlantıya geçmeye başlar. Zamanla bu bağlantılar daha da kuvvetlenir; kullanılmayan, ateşlenmeyen beyin hücreleri ise ölür. Araştırmacılar, bebeğe müzik dinletmenin onun beyninde yeni yolların, yeni bağlantıların oluşmasını desteklediğini ortaya çıkarmıştır. Anne karnında müzik dinletilerek gelişen ve doğum sonrasında da müzik dinletilmeye devam edilen çocukların; üreticilik, sosyallik, hafıza, matematik, dil ve duygusal zeka gibi alanlarda hızlı bir gelişim gösterdiği yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.

Fiziksel gelişime etkisi:

Müzik dinleyen bebekler, müziğin ritmine göre hareketlenmeler gösterirler. Zamanla birtakım fiziksel gelişimlerin tamamlanmasıyla birlikte hareketlenmeler yerini el çırpmaya, oynamaya ve hatta dans etmeye bırakır. Bu hareketlenmeler, çocuğun küçük kas ve kaba motor becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Sosyal gelişime etkisi:

Müzik evrenseldir, farklı dilleri ve kültürleri birbirine yakınlaştırır. Müzikle büyüyen bebekler, zamanla sosyal iletişimde de gelişim gösterirler.

Zihinsel gelişime etkisi:

Yapılan araştırmalar, müziğin bebeklerin beyin kıvrımlarının gelişiminde etkili olduğunu gösteriyor. Özellikle ilk yıllarında çocukların zihinsel gelişiminde müzik oldukça etkilidir. Müziğin, matematik zekasının gelişiminde de etkin olduğu saptanmıştır.

Duygusal gelişime etkisi:

Anne karnından itibaren müzik dinleyen bebeklerin, hırçın hareketler yerine daha uyumlu davranışlar sergiledikleri gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda; sürekli ağlayan ve huzursuz davranan bebeklere, anne karnında kendisine dinletilen müzikler tekrar dinletilmiş; sonucunda da bu bebeklerin, bu tanıdık melodiler sayesinde rahatlayarak uykuya daldıkları görülmüştür.

Kulak ve dil gelişimine etkisi:

Müzikle büyüyen çocuklar, kulak ve dil gelişimlerinde hızlı bir ilerleme gösteriyor. Özellikle annenin bebeğine bakarak melodili şarkılar söylemesi, çocuğun dil gelişimini çabuklaştırıyor.

Stres üzerindeki pozitif etkileri:

Stresten uzak büyüyen, beslenmesinde, uykusunda ve diğer yaşam faaliyetlerinde sıkıntı yaşamayan bebek; uyku sorunu yaşamayan, stresten uzak bir anne profilinin oluşmasına da yardımcı olur. Böylece doğumdan sonra annenin yaşayabileceği depresyonun en az hasarla atlatılması da sağlanmış olur.

Bebeklere nasıl müzik dinletilmelidir?

Bebeğe dinletilecek müzik tercih edilirken, müziğin sakin ritimler içeren hafif ya da klasik müzik olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü bir bebeğin henüz anne karnındayken işitebildiği en yoğun ses, dakikada 70-100 kere atan kalbin atış sesidir. Bu ritimlere en uygun seslerse klasik müzikte mevcuttur. Özellikle Mozart’ın müziklerinin bebekler üzerinde daha etkin olduğu bilinir. Bu nedenle anne adaylarına müzik tercihlerini klasik müzikten yana kullanmaları önerilir. Özellikle hamilelik sürecinde anneyi rahatlatan yumuşak müzikler tercih edilebilir. Çünkü anneyi rahatlatan müziğin etkileri doğrudan anne karnındaki fetüs tarafından hissedilir. Ayrıca hamilelik sürecinde annenin yaşayabileceği yoğun stres, üzüntü gibi durumlar; tavşan ya da yarık dudak olarak adlandırdığımız fiziksel bir rahatsızlık, erken doğum, doğum sonrasında anne ve bebek arasında sosyal bağın kurulamaması, annenin çocuğunu emzirememesi gibi olumsuz sonuçları da doğurabilir. Bu nedenle hamilelik sürecinde annenin stresten uzak durması çok önemlidir.

Tercihiniz klasikten yana olsun

Bebeğinizin, hamileliğinizin 16′ncı haftasından itibaren dışarıdan gelen sesleri duyabildiğini unutmayın. Eğer bebeğinize müzik dinletmek istiyorsanız; yumuşak, hafif müzikleri tercih edin. Bebeğinizin kalp atışlarına en uyumlu olan müzik ise klasik müziktir. Sert ve çok sesli müzikler bebeğinizin kulağına zarar verebilir. Bebeğinizin hangi müziklerde ne tür davranışlar sergilediğini gözlemleyin; rahatladığı müzikleri belirleyin ve sıklıkla bu müzikleri kullanın. Bebekler, anne karnında dinlemeye alıştıkları müzikleri, doğumdan sonraki süreçte de hatırlayabilirler. Bebeğinize huzursuz olduğu anlarda anne karnında dinlettiğiniz müzikleri dinletirseniz, bebeğinizin anne karnındaki huzurlu ortamı hatırlamasını sağlayarak rahatlamasına yardımcı olabilirsiniz. Müziği kullanarak bebeğinizin belirsizlikten kurtulmasını, dolayısıyla rahatlamasını sağlayabilirsiniz.

SABAH

Çocuklar da Strese Girer!

Ocak 13th, 2010

Aile içi iletişimle ilgili bir seminer veren Uzman Psikolog Özkan Şenol, çocukların da strese girebileceğini bildirerek, çocuklarda stres nedenleri ve bu durumla başa çıkabilme yolları hakkında bilgi verdi. Çocuklarda çeşitli nedenlerden ötürü oluşabilecek stres nedenleri ve çözüm yollarını açıklayan Uzman Psikolog Şenol, “Çocukların istediklerini yapmamak, ailenin düzen ve kuralları ile çocuğunkinin uymaması, adam yerine konmamak, çaresizlik, sürekli istemediği şeyleri yapmak zorunda bırakılmak, gerekli iç motivasyonu oluşturamamak çocukta stres oluşturabilecek nedenler arasındadır. Ayrıca çocukta güçlü olmak ve güçlü biriyle olmak ister. Keşke bu güçlü kişiler çocukların anne babaları olsa. Anne babası olmayınca arkadaşları çocuğun gözünde güçlü gözükür. Adam yerine konmamakta cidden yaralayan ve özgüven noktasında onun kendini yetersiz hissetmesine sebep olur. Diğer bir neden de ders dahi olsa bir çocuğu yapmak istemediği, sevmediği veya beceremediği işi yapmaya zorlayamazsınız. Yapmak zorunda olduğu davranışları sevmesi için çaba sarf edin. En kolay sevme yöntemi; yapabilmesi ve başarılı bir sonuca ulaşabilmesidir. Gerekli iç motivasyonu oluşturamamak ise kendine güven sorunu doğurur. Bunların önüne geçebilmek için hayal kuramayan ve hedefi olmayan çocuklar için daha kısa vadeli yapabileceği basit hedefler koyun. Günlük ödevini yapması gibi anlık veya bu hafta tüm ödevlerini yapması gibi. Aile bireylerinin birlikte bir aktiviteyi gerçekleştirmesi paylaşımı arttıracaktır. Güreş, resim veya yemek yapmak, odasına misafir olmak, hayal kurma oyunu gibi” şeklinde açıkladı. Seminerde çocuk yetiştirmeye dair akılda kalan önemli notlar şunlar oldu: “Çocuğunuzu sevdiğinizi göstermezseniz, sevgiyi bilmeyecektir. Ona zamanı öğretmezseniz, her an gelip onunla ilgilenmenizi isteyecektir. Onu televizyondan korumazsanız, ağzından çıkacaklara da hakim olamazsınız. Çocuğunu çok överseniz gerçek seviyesini anlayamayacaktır. Çocuğunuzla vakit geçirmezseniz kendisine mutlaka vakit geçirecek şeyler bulur ve bunlar sizin hoşunuza gitmeyebilir. Ona bir çocukmuş gibi davranın ama bir yetişkinmiş gibi konuşun. Onunla konuşmazsanız sizi, otoritenizi ve saygınlığınızı yavaş yavaş unutur. Çocuğunuzu eğitin ve en önemlisi iyi insan olmayı anlatmayın, gösterin.” Psikolog Özkan Şenol çiçek takdim eden Başkan Uzun’a, bölgeyi çok beğendiğini dile getirerek, hizmetlerin yöneticilerin profesyonel anlamda bu işi ciddiye almasının sevindirici olduğunu söyledi.